Haz 06 2018

Al Jazeera: Türk ordusu neden eskisi gibi değil?

Türk ordusu modern Türkiye siyasetinin hem yurt içi hem de yurt dışında her zaman merkezinde oldu fakat günümüzde Türkiye’deki rolü ciddi biçimde dizginlenmiş durumda.

Türkiye’de ordu Mustafa Kemal Atatürk’ün 1923 yılında modern cumhuriyeti kurmasından sonra öne çıkmaya başladı.

Subay arkadaşlarının yardımıyla Atatürk Türkiye’yi laik ve batıya dönük bir ülkeye dönüştürdü. Atatürk’ün 1938’de hayatını kaybetmesinin ardından laiklik ülkede egemen ideoloji haline gelirken, generaller de bu ideolojinin yegane bekçisi oldular.

İstanbul tabanlı bağımsız düşünce kuruluşu EDAM’ın araştırma görevlilerinden Doruk Ergun’un Al Jazeera’ya söylediğine göre:

“Atatürk ve cumhuriyetin ilk yıllarındaki tüm liderler eski subaylardı. Ordunun, laiklik değerlerini koruma adına toplum içinde her zaman kayda değer bir rolü oldu. Hükümeti siviller yönetse de, ordu ülkenin güvenlik ve dış ülkeler politikalarında her zaman son sözü söyleyen taraf oldu.”

Kendini Atatürk’ün laiklik mirasının bekçileri olarak benimseyen ordu, siyasi veya ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde görevde olan başarısız hükümetleri güç yoluyla indirmekle birlikte anılır hale geldi.

Türk ordusu 1960 ile 1980 yılları arasında 3 darbe yaptı. Her üçünde de ordu İslam’ın siyasete çok fazla karıştığından şikayet ediyordu.

Kuzey Carolina’da bulunan Duke Üniversitesi’nden ekonomi ve siyaset profesörü Timur Kuran’a göre: “Darbelerin her biri Türkiye’nin Batı’ya dönük ve kalkınmacı gidişatının riske girdiğini düşünen şiddetle laik ve Batı yanlısı subaylar tarafından yapıldı”.

Refah Partisi geleneğinin bir uzantısı olan AK Parti 2002 yılında iktidara geldiğinde daha özgürlükçü ve AB yanlısı bir gündemi var gibi görünüyordu.

Kuran’a göre “AKP iktidara geldiğinde ordu bundan hiç hoşnut olmadı. İlk zamanlarda AKP’nin işleri batırıp kendini yok ederek seçmenlerini kaybedeceğini düşündüler. Ama AKP, Recep Tayyip Erdoğan’ın zekası sayesinde, demokrasiyi kucakladı, ucu orduya değebilecek politikalardan kaçındı ve Türkiye’yi Avrupa’ya yakın tutmaya devam etti”.

Bu söylem biçimi sayesinde Recep Tayyip Erdoğan Türkiye’de her zaman dindar muhafazakar kesime karşı içgüdüsel olarak ordunun tarafının tutan grupları yumuşatmış oldu. Erdoğan aynı zamanda sık sık ordunun cumhuriyet ideallerinin koruyucusu olduğu gibi maddeler barındıran anayasanın modernize edilmesi gerektiğini söyledi.

“Erdoğan bunu daha modern, daha Avrupalı olmak istemek gibi betimledi. Sonuçta hangi Avrupa ülkesinde ordunun bazı prensipler elden giderken sivil siyasete müdahale etme hakkı var ki?” diyor Kuran.

AK Parti’nin bu özgürlükçü söylemleri ülkenin entelektüellerinin, iş adamlarının ve medyasının gönlünü ve aklını kazanmakla birlikte, Batı ülkeleri tarafından da ordunun dışarıda kalacağı, laik ve dindar kesim arasında bir anlaşma olarak görüldü.

AK Parti aynı zamanda sivil-ordu ilişkilerini değiştiren reformlar yaptı. Ulusal Güvenlik Konseyi sivil bir kurum haline getirildi, güvenlik harcamaları sivil kontrol altına girdi ve üniversiteler ile medya ordu denetiminden çıkarıldı. Tüm bu değişiklikler sayesinde halkın kamusal kurumlara olan güveni tekrar yerine geldi. 

Ergun’a göre: “Ordu 2002 yılından sonra da Türk siyasetinde önemli rol oynamaya devam etti ama son 5 yıldır kadar günlük siyasete karışmıyor. Orduyla sivil hükümet arasındaki denge sivillerin ordu üzerinde daha fazla söz sahibi olmasıyla birlikte daha eşit bir konuma geldi”.

Buna rağmen Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı adayı gösterildiği 2007 yılında ordu laikliği her zaman korumaya kararlı olduğunu anlatan bir tehdit yayınladıktan sonra yapılan seçimler AKP’ye olan desteğin sürdüğünü gösterdi.

Kuran’a göre, Ergenekon ve Balyoz davaları sayesinde Gülen taraftarı subaylar ordu içinde yükselme şansı buldu ve diğer fırsatçılar ve laiklik taraftarı, AKP karşıtı subayları da kullanarak 2016 yılındaki darbe girişimini gerçekleştiren grubu oluşturdular.

“Son darbe girişimi diğerlerinden farklıydı. Diğerlerinde aşırı seviyede anti-İslamcı, kökten laik, sağlam Batı yanlısı subaylar darbeleri yönetmişti. Son yaşanan girişim böyle olmadı.” diyor Kuran.

2016 darbe girişiminin ordu ve hükümet içinde kendi ağlarını kurmak isteyen Gülenciler tarafından yapıldığı düşünülüyor.

Darbedeki aktörler laiklik yanlılarından Gülencilere dönüşmüş olsa da, gene de ordunun içindendiler.

2016 darbe girişimi çeşitli nedenlerden başarısız oldu. Ülkede ekonomik veya siyasi bir kriz yoktu, girişime toplumsal destek yoktu ve Erdoğan hala çok popülerdi. Sonuçta ordu büyük zarar gördü ve Erdoğan’a tüm muhaliflerini ortadan kaldırma hakkını verdi.

“Ordu şu anda tamamen nötralize oldu. Artık Türk siyasetinde etkileri yok. Erdoğan dönemi öncesinde sık sık duyduğumuz gibi, generallerden hükümete karşı demeçler gelmiyor. Çoğu insan hikayenin tamamını bilmediğimizin farkında ama aynı zamanda ordunun yanlış bir şey yapmaya kalkıştığını da hissediyorlar”.

2016’da yaşanan travmadan sonra ordunun Suriye’ye operasyon gibi konularda hükümete daha fazla kontrol hakkı vermesiyle beraber sivil-ordu ilişkileri yepyeni bir seviyeye yükseldi.

Dahası, ordu kendi içinde düzenlemelere gitti ve artık 20 veya 30 yıl önceki askeri güç ile aynı değil.

İYİ Parti kurucularından ve eski Su Altı Özel Kuvvet üyesi Ali Türksen’e göre “Ordu, Deniz ve Hava Kuvvetleri Savunma Bakanlığı’nın emri altına girdi. Erdoğan sistemi değiştirmekte ve gelecekte olabilecek darbe girişimlerini engellemekte başarılı oldu. Türkiye’deki general ve amirallerin neredeyse %40’ı görevden alındı ve Gülenci subaylar her gün hapse atılmaya devam ediyor. Akademiler ve askeri okullar tekrar açıldı ama artık kimin okuyabileceğine daha fazla dikkat ediliyor.”

Son darbe girişiminden sonra ordunun itibarı çok zarar gördü zira halkın çoğunluğu bu hamleyi demokrasiye karşı gelen siyasi bir hareket olarak algıladı.

Darbe girişiminde bulunanlar kesinlikle eskiden ülkenin siyasetine yön veren Kemalist subaylar değildi.

Ergun’a göre: “Şu anda ordu komutanları ve AKP hükümeti çok iyi ilişki içinde. Bir çok konuda aynı düşünüyorlar ve birlikte hareket ediyorlar”.