Nurcan Baysal
Tem 10 2018

“Bir korucu sistemi iyi korursa, albay da olacak general de”

24 Haziran seçimlerinde korucular Bölgede yine sahnedeydi. Binlerce sandığın kimi yerlerde korucu köylerine taşınması, seçim günü olabileceklere dair ipuçlarını veriyordu.

24 Haziran günü medyada buna ilişkin küçük haberler düştü: “Diyarbakır'da Kulp'a bağlı Koçkar Köyü'nün yolunu kapatan köy korucuları, HDP'li sandık görevlilerinin köye girmelerine engel oldu”, “Diyarbakır'da silahlı seçim: Korucu ve askerler tüfekle oy kullandı”, “Korucular HDP’nin sandık görevlilerini ölümle tehdit etti”…gibi.

Nitekim seçimlerden hemen sonra, 26 Haziran günü, Anadolu Güvenlik Korucuları ve Şehit Aileleri Konfederasyonu Genel Başkanı Ziya Sözen, basına yaptığı açıklamada, korucu, şehit ve gazi ailelerinin seçimlerde büyük çaba sarf ettiğini, HDP’nin bu çabalar neticesinde bölgede ikinci sıraya gerilediğini büyük bir gururla söylüyordu.

Bir kaç gün önce ise medyada başka bir haber vardı. 1980 doğumlu bir çoban, İsmail Karakaş Ardahan’da özel harekâtçılar ve korucuların açtığı ateş sonucu ölmüştü.

Bölgede birçok yerde özel harekâtçılar ve korucuların birlikte operasyonlara çıktığını biliyoruz. Son 3 yılda, Bölgede savaşın tekrar başlaması ile koruculuğun yapısında ciddi değişimler oldu.

Bu değişimleri daha önce Ahval’e uzun uzun yazmıştım, oradan okuyabilirsiniz. Koruculuğu kaldırma vaadi ile 16 yıl önce iktidara gelen AKP hükümeti, bu 16 yıl boyunca sadece korucu alımlarını arttırmadı, koruculuğa getirdiği yapısal değişimlerle, yeni bir savaş örgütü de yaratmış oldu.

Neydi bu değişimler?

Öncelikle yıllardır köy koruculuğu olarak adlandırılan ve Köy Kanununa dayandırılan bu yapının ismi değiştirildi. Köy koruculuğu ismi “güvenlik koruculuğu” olarak değiştirildi. Korucuların yaş ortalamasını gençleştirmek için, korucuların emeklilik yaşı bir defaya mahsus olmak üzere 45'e indirildi.

18 bin 482 korucu emekli edildi. 21 bin 334 yeni güvenlik korucusu alımıyla da yaş ortalaması 44'ten 32'ye düşürülmüş oldu. Emekli olan korucularının çocukları ve kardeşleri güvenlik korucusu olarak istihdam edildi. Korucuların giyim, kuşam ve teçhizatları Jandarma Genel Komutanlığınca, güvenlik kuvvetlerinin standartlarında tedarik edilmeye başlandı.

Koruculara görev parası, harcırah, ödül, operasyon tazminat ile uzman erbaşlığa geçiş ve harçsız silah taşıma hakkı verildi. Korucularının sigorta primlerinin tamamı devlet tarafından karşılanmaya başlandı ve korucular 4-A kapsamında sigortalı sayıldı. Böylece artık özel hastanelerin imkânlarından da yararlanabilecekler.

İçişleri Bakanlığınca güvenlik korucularına “aidiyet duygusu kazandırmak” için yüksek güvenlik içeren teknoloji ile donatılmış “Yeni Kimlik Kartları” verildi. Korucuların haberleşme sistemine ilişkin özel bir proje içişleri bakanlığı tarafından devreye konuldu.

Bu proje kapsamında 1500 cep telefonu korucu timlerinin komutanlarına dağıtıldı. Yaş ve hizmet sürelerini tamamlayarak ya da istifa ile ayrılan ya da işten çıkarılan güvenlik koruculara, koruculuğa dönme imkânı tanındı. Korucu maaşları en düşük memur maaşına endekslendi.

Operasyonlara katılan koruculara günlük harcırah verilmeye başlandı ve bu korucular Jandarma Komutanlığından özel eğitimler almaya başladılar. Koruculara kendi bölgelerinde uzman erbaş olma hakkının tanınması ile 1750 korucu uzman çavuş oldu. Korucu istihdam edilebilen il sayısı genişletildi. Daha önceki 22 ile, Erzurum, Erzincan, Hatay ve Osmaniye’nin eklenmesiyle il sayısı 26'ya çıkarıldı.

Bölgede kısa bir seyahat, tüm bu değişimleri gözlerinizle görmenizi de sağlıyor. Sadece kılık kıyafet değil, korucuların kullandığı karakollar bile değişmiş durumda. Son teknoloji ile yapılandırılmış karakollar yol boyunca sizi karşılıyor.

Köy koruculuğunun yapısındaki en kritik değişimlerden biri ise şu: Yeni düzenleme ile korucular görevlerinden dolayı suç işlemeleri halinde 3 avukata kadar avukatlık ücretleri valiliklerce ödenecek. Bu bir bakıma korucuların işleyeceği suçlara karşı devlet tarafından korunacaklarının güvencesi.

Korucuların işlediği ve işleyeceği suçlara ilişkin cezasızlıkla ilgili bir diğer gelişme ise işten çıkarılmış korucuların tekrar işe alınmasının düzenlenmesi. Bu geçmişte “suç işledikleri” için işten çıkarılan korucuların tekrar istihdam edilmesi demek. Kısacası korucular artık işledikleri ve işleyecekleri suçlara karşı artık “yasal” olarak devlet zırhıyla korunacaklar.

Koruculara uzatılan havuçlar bunlarla sınırlı değil elbet. Geçen Haziran ayında, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu yaptığı konuşmada şöyle söylüyordu:

“Şu ana kadar 1750 korucuyu uzman çavuş yaptık, bu sayıyı 5 bine çıkaracağız. 5 bin güvenlik korucumuzun, uzman çavuş olduktan sonra subay olma hakkı olacak. Eğer bir güvenlik korucusu sistemi iyi korursa, albay da olacak general de olacak”.

Geçici Köy Koruculuğu sistemi, 1924 yılında çıkarılan 442 sayılı Köy Kanuna, 1985 yılında eklenen bir değişiklikle oluşturulmuştu. Köy Kanununda “korucu” şöyle tanımlanıyordu:

“Orman veya kır bekçisi. Kırsal bölgede güvenlik güçlerine yardımcı olan sivil görevli.”

1985 yılında, çıkarıldığı dönemde “geçici” ve “köy koruculuğu” olarak oluşturulan bu paramiliter örgütlenme son 2 yılda yapılan düzenlemelerle birlikte Kürt köylülerinden oluşan yeni bir ordu görünümüne kavuştu.

Eskiden köylerini korumak ya da dağlarda, PKK ile savaşta, Kürtçe bildikleri için kullanılan korucular, artık asker, jandarma ve polis ile birlikte şehirlerde ve hatta sınır ötesinde savaşmaktalar. Eskiden “yasadışı” olarak yapılan bu tarz şeyler, bu dönem kurumsallaştırılmış ve yasallaştırılmış oldu.

Böylece AKP döneminde yapılan düzenlememelerle, ilk kez korucularla ordu arasında organik bir bağ da kurulmuş oluyor. Ancak, bu bağın gücü İçişleri Bakanı Soylu’nun dediği gibi; “sistemi iyi korumasına”, bir bakıma Kürtlüğünden vazgeçmesine bağlı.